BELEDİYELERDE SENDİKAL BASKI VE ZORBALIKTAN VAZGEÇİLSİN

Bem-Bir-Sen, 31 Mart Yerel Seçimleri ardından partisi değişen belediyelerde gerçekleştirilen işten çıkarmalara dur demek için Adana’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında konuşan Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Levnet Uslu, "“İdeolojik yakınlık içindeki belediye başkanları üzerinden sendikal baskı ve zorbalık üretenlerin sendikal alanı kirletmekten vazgeçmesini istiyoruz. " dedi.
13 Haziran 2020 13:08

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nin ardından partisi değişen belediyelerde 1400’e yakın sözleşmeli memur ve 20 bine yakın işçinin işlerine gerekçesiz yere son verildi. Sendikal baskı, sürgün ve işten çıkarmalar Bem-Bir-Sen tarafından sert bir şekilde protesto edildi. 468 sözleşmeli memurun iş akidinin fesh edildiği CHP’li Zeydan Karalar yönetimindeki Adana Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleşen emekçi kıyımına dur denen basın açıklamasını Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Levent Uslu gerçekleştirdi. 

Adana istasyon meydanının da emekçi kıyımına karşı gerçekleştirilen eylemde, belediyelerdeki sendikal baskı ve işçi kıyımına karşı 12 farklı eylem gerçekleştirdiklerini ifade eden Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Levent Uslu,  “Yapılan haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı dur demek için, partisi değişen belediyelerdeki partizanca tutuma karşı çıkmak için zulmün başladığı 31 Mart Yerel Seçimler sonrasında 12 eylem gerçekleştirdik. Bugün’de 13’üncüsü için Adana’dayız” ifadelerini kullandı. 

Bu Eylemin Fikri İştirakçisi, Gönül Destekçisi Yüzbinlerdir

“İstasyon Meydanında emeğimize, ekmeğimize, işimize sahip çıkmak peşindeyiz” diyen Uslu şöyle devam etti: “Eylemdeyiz... Direnişteyiz… Hakkımızı aramak için buradayız. Haksızlığı haykırmak için İstasyon Meydanındayız. Zorbaları ve zorbalıklarını ifade etmekte kararlıyız. Zalimleri ve zulümlerini ifşa edeceğiz, susmayacağız. Biz bugün burada binlerle eylem yapacaktık. Binlerce sesin, binlerce nefesin  güç birliğiyle İstasyon Meydanını dolduracaktık. İnsanlığın ve dünyanın maruz kaldığı Korona Virüs ve Covid-19 salgını nedeniyle, genel sağlığın korunması gerekçesiyle az sayıda arkadaşımızla birlikte eylemdeyiz. Eylemin fiili katılımcısı, tedbirler nedeniyle az. Fakat bu eylemin fikri iştirakçisi, gönül destekçisi onbinlerdir-yüzbinlerdir.”

Hak Hukuk ve Adalet İçin Buradayız

Pandemi sürecinde dahi emekçi kıyımlarını sürdüren belediyelere karşı Memur-Sen ve Bem-Bir-Sen olarak mücadeleye devam ettiklerini belirten Uslu, Bir çok yerde hukuki mücadeleyle olumlu sonuçlar da aldık. Batman Belediyesinden atılan 67 Sözleşmeli Personelin işine dönmesini sağladık. Kim hangi sendikadanmış, kim nereye bağlıymış demeden, emeğin ve emekçinin hakkını her zeminde, her şartta aramaya, savunmaya devam ettik. Bilinmesini isterim ki Adana Büyükşehir Belediyesinde işten atılan Sözleşmeli Personellerin bir tanesi bile Bem-Bir-Sen üyesi değildir… Biz buraya Hak Hukuk Adalet ve birilerine sendikacılık dersi vermeye geldik… Çünkü biz; biz diğerlerine göre değil değerlerine göre tavır alan, sendikacılığa da millet sevdasına da üst bir çıta, yeni bir soluk getiren Erdemliler Hareketiyiz. Ne var ki bazı kafalardaki emek düşmanlığına denk gelen virüsü temizlememiz mümkün olmuyor! 31 Martan bugüne, tam 1400 civarı sözleşmeli personelin sözleşmesi feshedilerek işlerine son verildi!” ifadelerini kullandı.

Emekçi Kıyımı Koronavirüsünden Beter

“Belediye başkanı olduğum bir yerde hiçbir kardeşimizi işten atmayacağız. Emeği ile çalışan kardeşlerim Biz hayatımızın hiçbir anında hiç kimseyi işten atmadık.” ifadelerinin seçim öncesi CHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar tarafından kullanıldığına dikkat çeken Uslu, “ Şimdi soruyorum, bunu seçimlerden önce sen böyle dememiş miydin Zeydan Karalar? Soruyorum işten attıklarınız kim? Yunan mı? Moskof mu?  Tabi ki hayır! Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kıymetli evlatları, uyanın bu gaflet uykusundan biran önce aklınızı başınıza alın! 31 Mart, sözleşmeli personel açısından baskı ve zulmün miladı, 31 Aralık ise korku ve kaygı tavanı konumundadır. Partizanlık virüsü bulaşan, emek düşmanlığı bakterisi taşıyan zihinlerin gerçekleştirdiği tahribat sanılandan büyük, tahmin edilenden derin, telafi edilebilir olmaktan uzaktır. CHP Yönetimi; belediyeleriniz, insanların sadece işine değil hayatlarına da son veriyor haberiniz var mı? Sözleşmesi feshedilen Alev Aslangiray adlı hanım kardeşimiz canından oldu! Maalesef bu virüs koronadan beter. İşten atılanların yanında, hem yönetim baskısı, hem de sendikal baskı ve şantajlar her geçen gün şiddetini artırarak devam ediyor. Bu virüsün adı partizanlık virüsü” diye konuştu.

Uslu, 31 Mart öncesi kimsenin işine son vermeyeceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu’na seslenerek şu şekilde konuştu: “10 binlerce Emekçi işinden kovdunuz! ekmeğinden ettiniz! Şimdi buradan soruyorum sayın Kılıçdaroğlu:  Halkçılık ilke değil de maske mi sizde?  Maskeniz düştü partizanlık göründü. Yoksa siz de istatistiki bir ayrıntı olarak mı görüyorsunuz bu işten çıkarmaları? baskıları? şantajları? sürgünleri? Son bir hatırlatma yapmak istiyorum size ve belediye başkanlarınıza: zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur. Ey merhametsiz partizanlar! Kulaklarınızı kabartırsanız, bugün Adana’da, hem onbinlerin mağduriyetini hem de o mağduriyeti bitirecek olan milyonların adalet ve hakkaniyet odaklı dirayetini duyarsınız. Bizim inancımızda, ahlak anlayışımızda, medeniyet kulvarımızda; çalışmak, çalışanın hakkını korumak, vermek ve emeğe hürmet ise ibadettir. Bugün kendisini İstasyon Meydanındaki ahlaki direnişe, akli itiraza, adil çağrıya katkı öznesi gören yüzbinlerce emekçi ve milyonlarca emekçi dostu var. Belediyelerin, başkanlarının, ideolojik ırkçıların, partizanlık virüsü taşıyanların, emeği, ekmeği ve emekçiyi hedef alanların haksız, zorba, hukuksuz ve şuursuz iş ve işlemlerine sessiz kalmayacak, seyirci olmayacağız” dedi.

Bitsin İşkence Gelsin Güvence

Belediyelerde sözleşmeli personel krizinde acil hamle yapılması gerektiğinin altını çizen Uslu, “Artık normalleşme gerçekleştirilmeli. Yoksa olaylar trajediye dönüştü ve artarak devam edecek.. Biz güvence istiyoruz, güvenceli istihdamın bir an önce gerçekleştirilmesini istiyoruz. Yoksa her seçim dönemi ve sonrası yaşanan bu trajediler, artık çekilir gibi değil” diye konuştu.

Uslu sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Belediyelerdeki sözleşmeli personelin, 5393 sayılı Kanuna tabi personelin sıkıntılarını bitirmenin, sadece kararlara değil kurallara dayanması gerekiyor. Belediye Başkanlarının kararına değil  yasanın ve idari düzenlemenin kurallarına her seçim sonrası yaşanan işkence süreçlerinin bitmesi güvencelerin getirilmesi gerekiyor. Buradan Hükümete sesleniyorum.. 31 Mart 2019 milat kabul edilmeli ve o tarihten bugüne görevlerine son verilen bütün personel yeniden işe döndürülmeli ve ekmekle ilişkilendirilmeli. Belediyelerin keyfi baskıları, zorba  dayatmalarına tevessülüne zemin oluşturan hükümlerin yürürlüğü sona ermelidir. Bunun yolu da yöntemi de bellidir. Olabilecek en kısa sürede ve en kapsamlı şekilde  sözleşmeli personel kadroya geçirilmeli, sözleşmeli personel uygulamasından da özelikle yerel yönetimlerde mutlaka vazgeçilmeli… Kadroya geçiş ve kapsamlı güvence  kuralları gerçekleşip yürürlüğe girinceye kadar, belediyelerde  sözleşme feshi Bakanlığın iznine ve incelemesine tabi olmalıdır.  Sözleşmeli personelin yeniden işe dönmesi öncelikle  ilgili yerel yönetimlerin ve  o yerel yönetimin mensubu olduğu partilerin, belediyelerdeki kamu görevlilerinin ve sözleşmeli personelin sorunlarının giderilmesi, sözleşmeli garebetine son verilmesi ise  yasama erkinin ve hükümetin sorumluluk alanındadır.  Saygın iş, insan onuruna yakışır ücret, işe güvence bütün siyasi örgütlerin ve öznelerin ortak sorumluluğudur. Bu çerçevede, yerel yönetimlerde sözleşmeli personel konusunun kanayan yaraya dönüştüğü kabul edilmeli, kangren oluşmadan yara tedavi edilmelidir..  Sözleşmeli personelin yaşadığı işkencenin sona ermesinin yolu belli, sözleşmelilik bitirilmeli, sözleşmeli personelin  korkulu bekleyişi sona erdirilmelidir.  Acil adım ve adil hamle bekliyoruz. Emeği korumak hepimizin hedefi, emekçiye değer vermek ise insan olmanın doğal sonucudur. Bizim tekliflerimizin, beklentilerimizin arkasında bu fikri bakış  yer alıyor.   Bu fikri zemin üzerinden  sözleşmeli personele mahsus olarak “Bitsin işkence, gelsin güvence” diyoruz.”

Memur-Sen olarak adil bir istihdam politikası ve liyakatlı bir sistem istediklerinin altını çizen Uslu, partizanlığa geçit vermeyen, sözleşmeli personelin işine son vermeyen bir güvence istediklerinin altını çizdi.

Biz Bem-Bir-Sen olarak 31 Marttan bugüne işine son verilen, ekmeğinden edilen, sürgüne gönderilen, sendikal baskılarla muhatap edilen yerel yönetim çalışanlarının, mağduriyetlerinin sona ermesini istediklerinin altını çizen Uslu, “İdeolojik yakınlık içindeki belediye başkanları üzerinden sendikal baskı ve zorbalık üretenlerin sendikal alanı kirletmekten vazgeçmesini istiyoruz. Biz, alınterimize, emeğimize, ekmeğimize her açıdan değer verilmesini, sözleşmelerimizi fesh edilecek metinler olarak hukuka, insani bakışa, insan onuruna saygı yaklaşımına aykırı hükümleri düzeltilecek ve daha sonra da kadroyla geçişle sona erecek içerikler olarak değerlendirilmesini bekliyoruz. Çalışanın ekmeğinin, sendikamızın emeğinin çalınmasına, sözleşmeli personele fikri işkence yapılmasına izin vermeyeceğiz. İşten çıkarma, tehdit, şantaj, mobbing, sürgün karşısında, emek ve adalet yolunda emeğin onurlu dayanışmasına devam edeceğiz, zalim ve zorba yöneticilere meydanları dar etmeyi sürdüreceğiz. Kendimize güvenmekten, işimize, emeğimize, ekmeğimize güvence istemekten hiç vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

KAMU EXPRESS

KAMUDA BUGÜN SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #